Özgürlük Gündemi’nin 47. Sayısı Yayında!

Özgürlük Gündemi'nin 47. Sayısı Yayında!
Özgürlük Gündemi 23 Ekim Haftası

Editörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Erdoğan’ın yaptığı Özgürlük Gündemi’nde bu hafta Doç. Dr. Ali Rıza Çoban “Anayasa Mahkemesi Pes Etti!” başlığını, Ömer Faruk Şen “AKPM, Kavala’nın Serbest Bırakılması Kararını Kabul Etti” ve Gürkan Özturan da “Türkiye İnternet Özgürlükleri Raporu’nda Gerilemeye Devam Ediyor” başlıklarını merceğe aldı.

Editör Prof. Dr. Mustafa Erdoğan bu hafta, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e gerçekleştirdiği saldırı sonucu başlayan savaşı gündemine aldı. Erdoğan, Orta Doğu’da birdenbire dünya çapında etkileri olabilecek bir sıcak çatışma patlak verdiğine dikkat çekti. Hamas’ın saldırısından sonra beklenebileceği gibi, İsrail’in hemen Gazze’yi hedef alan büyük bir hava saldırısı başlattığını ifade eden Erdoğan, “İsrail halkın üzerine sivil-muharip, kadın-erkek, çoluk-cocuk, yaşlı-genç demeden binlerce Filistinlinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan bombalarını boşalttı. İsrail’in karşı saldırısından Gazze’deki ibadet yerleri ve hastaneler bile kurtulamadı, nitekim vurulan bir hastanede 500’e yakın insan öldü. İsrail bu arada daha önce duyurduğu Gazze’yi hedef alacak olan kara harekâtını da her an başlatabilir” dedi.

Erdoğan şunları da ekledi: “Hamas’ın saldırısına İsrail’in yaptığı -Filistinliler için büyük bir faciaya dönüşen ve hatta kimilerince ‘’soykırım’’ olarak nitelenen- ölçüsüz (meşru müdafaayı aşan) mukabelesi karşısında, başta ABD ve Avrupa olmak üzere Batı hükümetler hemen hemen tümüyle İsrail’i desteklerini açıklarken, aynı Batı dünyasında İsrail’in tutumuna yönelik cılız tepkiler de sadece sivil kesimlerden gelmektedir. Arap dünyası bile Filistin halkının dramı karşısında genel olarak sessiz kalmakta ve dişe dokunur bir tepki vermekten kaçınmaktadır.

Bu arada, İsrail’le iyi ilişkilerini koruma endişesi ile ‘’Filistin Davası’’na sempatisi arasında sıkışmış bulunan Türkiye’nin AKP’li hükümetinin İsrail’e dönük itidal çağrıları ile ateşkes sağlama ve taraflar arasında arabulucu olma yönündeki girişimleri de, yine şaşırtıcı olmayan biçimde, sonuçsuz kalmaktadır. Her şeye rağmen, bu savaşın daha da büyüyüp bütün Orta Doğu’ya yayılmadan ve telâfisi imkânsız kayıplara ve insanî dramlara neden olmadan sona ermesi temenni olunur.”

Doç. Dr. Ali Rıza Çoban ise, “Anayasa Mahkemesi Pes Etti!” başlığında Anayasa Anayasa Mahkemesi 10 Ekim 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Keser Altıntaş kararına değindi. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuruları artık incelemeyeceğini ilan etti. Çoban, bir mahkemenin kendi görev alanına giren bir konuda yapılan başvuruları incelemeyeceğine karar vermesini oldukça tuhaf, hatta tuhaf olmanın ötesinde açıkça Anayasaya aykırı olarak buldu. Çoban, “Zira Anayasanın 36/2. Maddesine göre “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

Anayasanın bu açık hükmüne rağmen AYM niçin ve nasıl böyle bir karar verebildi? Davaların makul sürede bitirilememesi Türk yargısı açısından kronik ve yapısal bir sorun, dolayısıyla bu sorunun esastan çözümü için kapsamlı yapısal tedbirlerin alınması gerekiyor. Ne var ki Türkiye hükümetleri ve Türk yargısı bu yapısal sorunun çözümüne yönelik esaslı bir reform yapmayı denemiş bile değil. Durum böyle olunca, davası makul sürede sonuçlandırılmayan kişiler AYM’ye bireysel başvuru tanınmadan önce AİHM’e, 2012 yılında bireysel başvurunun başlamasından sonra da AYM’ye akın akın makul süre başvurusu yaptılar.”

Çoban ayrıca şunları dile getirdi: “Diğer taraftan bu karardan sonra makul süre şikâyetleri bakımından iç hukukta başvurulabilecek bir mekanizma da kalmamıştır ve bu kişiler için AİHM’e başvurmaktan başka bir çare yoktur. Bunun zaten Türkiye aleyhine yapılan başvurular nedeniyle ağır bir iş yükü altında olan AİHM açısından doğuracağı yeni iş yükü sorunu ve Türkiye ile Avrupa Konseyi arasında doğuracağı yeni gerilim de dikkate alınmalıdır.

En önemlisi de adil yargılanma hakkı ihlâl edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının içinde bırakıldığı çaresizlik halidir. Adaletsiz düzenlemeler, hukuksuz uygulamalar, gereksiz soruşturma ve kovuşturmalar, yetersiz, liyakatsiz ve bir kısmı yolsuzluğa bulaşmış yargı ve kolluk mensuplarının neden olduğu uzayan davalarla hayatları kararan vatandaşlar çaresiz bırakılmıştır.”

“AKPM, Kavala’nın Serbest Bırakılması Kararını Kabul Etti” başlığıyla Ömer Faruk Şen, Strazburg’da toplanan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) Türkiye’ye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “bağlayıcı kararlarına uyması” ve “hukuka aykırı bir biçimde tutukluluğu devam eden Osman Kavala’yı derhal serbest bırakması” kararı almasına değindi. 

62 üyenin oy kullandığı oturumda 44 üye karardan yana 18 üye karara karşı oy kullanıldığı, böylece katılanların üçte iki çoğunluğuyla karar alındığını kaydeden Şen, “Kararda ayrıca Kavala davasının “sözleşme sisteminin temellerini baltaladığı” vurgulandı. Petra Bayr’ın raporuna dayanan kararı kabul eden AKPM, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2019 yılında verdiği derhal salıverilmesi kararına rağmen Türkiye’nin insan hakları savunucusu olan Kavala’yı bırakmadığını ve bunun Mahkeme’nin Temmuz 2022’de verilen ikinci karara rağmen Türkiye’nin bu kararlara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtti.

AKPM üyesi parlamenterler “Türk yetkililerin bu kararı infaz etmeyi reddetmesi, yalnızca Osman Kavala ve ailesi için kişisel bir trajedi değil, aynı zamanda Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve adalet açısından da bir trajedidir” diyerek Kavala’nın “siyasi tutuklu” tanımına girdiğini ve Türkiye’nin bu tutumunun “onu susturmaya yönelik olduğunu” belirttiler” dedi.

Şen, Türkiye’nin AİHM’in kararlarına uymaması ve Kavala’yı serbest bırakmaması, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve Türkiye-Avrupa ilişkileri açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını da sözlerine ekledi.

Gürkan Özturan ise, “Türkiye İnternet Özgürlükleri Raporu’nda Gerilemeye Devam Ediyor” başlığında 2009 yılından bu yana her yıl ABD merkezli Freedom House’un yayımladığı İnternette Özgürlükler Raporu’na (Freedom on the Net) değindi. Özturan, geçtiğimiz yıl dünya çapında 20 ülkede internet alanında özgürlük alanında iyileşme gözlemlenirken, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 29 ülkede ise gerileme tespit edildiğini aktardı.

Raporu ise şu şekilde özetledi: “Bu yıl Türkiye 30 puanla, özgür olmayan ülkeler arasında Tayland (39), Azerbaycan (37), Rwanda (37) ve Kazakistan’ın (34) hemen altında, 30 puan alan diğer ülkeler olan Sudan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte, Venezuela (29), Bahreyn (28) ve Mısır’ın (28) hemen üzerinde yer alıyor. Ayrıca, Avrasya bölgesinin ayrı bir bölge olarak değerlendirildiği raporda, Türkiye Avrupa kıtasında izlenen ülkeler arasında özgür olmayan tek ülke olarak öne çıkıyor.”

Özturan, “Geçtiğimiz yıllarda dijital alanı düzenleyen yasa yapım süreçlerinde muhalefet partilerinin gerekli derecede konuya değinmemesi, bu konuda bir gündem yaratmak için girişimde bulunmaması, eleştirel açıdan yasaya değinen uzmanların bağımsız medyada yeterince yer bulmaması içinde bulunduğumuz duruma katkı sunan gelişmeler oldu.

Göreve yeni başlamış Meclis’in önümüzdeki beş yıllık süreçte kişilerin verilerinin hususiyetinin korunması, kitle gözetim ve fişlemenin sona erdirilmesi, siyasi odakların ve devletin yurttaşlar üzerinde baskıcı gözetimine karşı konulması, özgür ve açık internetin korunması gibi alanlarda çok daha etkili bir performans sergilemesini umarak, ayrıca bağımsız medyada da dijital haklar ve hürriyetler alanında da daha fazla farkındalık yaratacak yayınlar ve yorumlar görmeyi ümit ediyoruz. Son olarak, Freedom on the Net raporu gibi sıralamalarda puanlamadan ziyade eğilimlere odaklanmamız gerektiğini ve Türkiye’nin gidişatını özgür olmayan ülkelerden özgür ülkelere çevirmesini de umut edelim.”

Özgürlük Gündemi’nin tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yeni bir Özgürlük Gündemi’nde buluşmak üzere.

Sürdürülebilirliğimizi sağlamak için bize buradan kahve ısmarlayarak destek olabilirsiniz!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Haberler