İklim krizinin kuraklık ve aşırı hava olaylarıyla tarımsal üretimi giderek daha fazla tehdit ettiği günümüzde, Anadolu’nun binlerce yıllık zeytin mirasını güvence altına alacak stratejik adımlar Ankara’da masaya yatırıldı.
Proje Evi Kooperatifi tarafından Avrupa Birliği’nin finansal desteği, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ile Slow Food ortaklığında yürütülen ANATOLİVAR Projesi kapsamında; “Zeytinâlem: Anadolu’nun Dirençli Zeytinleri – İklim Değişikliği Çağında Zeytincilik Zirvesi” düzenlendi.
-
Zirve Tarihi: 17 Haziran 2026
-
Yer: Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM Konferans Salonu
-
Katılımcı Kurumlar: Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ilgili sivil toplum kuruluşları ve akademi temsilcileri.
Zeytin Mirası İçin Stratejik Politika Çerçevesi
Zirvenin öne çıkan oturumlarında geleneksel zeytinliklerin yalnızca tarımsal üretim alanları değil, aynı zamanda iklim krizine karşı hayati ekosistemler olduğu vurgulandı. Öne çıkan stratejik yaklaşımlar şunlardır:
1. Yerinde Koruma ve Karbon Yutak Alanları
-
İn-situ (Yerinde) Koruma: Proje Evi Kooperatifi ortaklarından Itri Levent Erkol, Türkiye’nin nadir yerel zeytin çeşitlerinin doğal ortamlarında korunması gerektiğine dikkat çekerek stratejik bir yol haritası paylaştı.
-
Net Sıfır Hedefleri: Yeşil Dönüşüm Uzmanı Ferdi Akarsu, zeytinliklerin güçlü birer karbon yutağı olduğunu belirterek, bu alanların biyoçeşitlilik ve karbon tutma kapasitelerinin ülkenin “net sıfır” emisyon hedeflerine ekonomik bir fırsat olarak entegre edilebileceğini aktardı.
-
Zeytincilik Kanunu’nun Dönüşümü: Mevcut 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’nun, üreticiyi kalkındıran “dönüştürücü” bir güce ulaşması için hedefli düzenlemeler yapılması gerektiği belirtildi.
2. Koruma İçin Küresel Bir Yaklaşım: OECM Statüsü
Proje Evi Kooperatifi’nden Esra Başak, geleneksel ve doğayla uyumlu yöntemlerle üretim yapılan zeytinliklerin OECM (Diğer Etkili Alan Bazlı Koruma Önlemleri) potansiyelini sundu. Bu statünün tescil edilmesiyle zeytinlikler, Türkiye’nin Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi’ndeki karasal alanların %30’unun korunması (30×30) hedefine doğrudan katkı sunabilecek.
Uluslararası İyi Uygulamalar ve Destekler
Zirvenin ikinci bölümünde, uluslararası arenadaki benzer koruma ve destek mekanizmaları ele alındı:
-
AB Yeşil Mutabakatı: Avrupa Komisyonu IPARD Türkiye Masası Sorumlusu Krzystof Sulima, AB Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda geleneksel tarıma sağlanan kırsal kalkınma desteklerini ve çevre tedbirlerini aktardı.
-
Gönüllü Karbon Kredisi: Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) Bölüm Başkanı Juan Antonio Polo Palomino, sektörü iklim krizine karşı dirençli kılacak *”Gönüllü Karbon Kredisi Sertifikasyon Şeması”*nı tanıttı.
-
Doğa Dostu Üretim: Slow Food Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Francesco Sottile ise küresel ölçekteki doğa dostu iyi uygulama örneklerini paylaştı.
Dirençli Türlerin Dijital Hafızası: “Zeytin Atlası”
Zirvede, Anadolu’nun iklime dirençli yerel zeytin çeşitlerini ve bu mirası yaşatan doğa dostu üreticileri dijital bir haritada buluşturan çevrimiçi “Zeytin Atlası” platformu Proje Koordinatörü Alen Mevlat tarafından kamuoyuna tanıtıldı. Etkinlik, Anadolu’nun zengin zeytin çeşitliliğinin bizzat deneyimlendiği “Zeytin Çeşitleri Sergisi ve Tadımı” ile sona erdi.
“Koruma Ezberlerini Bozmalıyız”
Proje Evi Kooperatifi ortağı ve Anatolivar Projesi Koordinatörü Alen Mevlat, Zeytinâlem Zirvesi’nin çıktısını şu sözlerle özetledi:
“Geleneksel zeytinliklerimiz yalnızca üretim yaptığımız tarlalar değil, zengin biyoçeşitlilik barındıran, ‘net sıfır’ hedeflerimize ulaşmamıza destek olan karbon yutak alanlarıdır. İklim krizinin etkilerini artırdığı günümüzde, tarımsal mirasımızı korumak kararlı politika adımları atmayı gerektirmektedir. Binlerce yıllık bu mirası yaşatmak istiyorsak koruma ezberlerini bozmalı, doğa dostu üreticilerimizi desteklemeli ve yasalarımızı dönüştürücü bir güce ulaştırmalıyız. Anadolu’nun dirençli zeytinleri, kararlı politikalarla hem ekolojimizin hem de kırsal ekonomimizin kurtuluşunda önemli rol oynayabilir.”
