Spora Erişimde Yapısal Engeller Ele Alındı
Çalıştayda; kent yaşamında çocukların spora katılımını sınırlayan başlıca faktörler detaylı şekilde ele alındı. Sosyoekonomik koşullar, mekânsal eşitsizlikler, güvenli alan eksikliği, kurumsal koordinasyon sorunları ve çocuk hakları perspektifinin yeterince gözetilmemesi gibi çok boyutlu engeller öne çıktı.
Gerçek yaşam vakalarından yola çıkılarak yapılan değerlendirmelerde, çocukların spordan kopuşunun çoğu zaman bireysel nedenlerle açıklandığı; oysa temel sebeplerin donanım ve yan maliyetler, yetersiz beslenme ve hijyen koşulları, ayrımcılık ve sosyal dışlanma, karmaşık kayıt süreçleri ve güvenli ulaşım eksikliği gibi yapısal eşitsizliklere dayandığı vurgulandı.
Kurumsal Sorumluluk ve Yönetişim Modeli Öne Çıktı
Çalıştayın önemli çıktılarından biri, spora erişim ve sporda kalıcılık süreçlerinin bireysel çabalarla değil, kurumsal sorumluluklarla ele alınması gerektiği yönündeki ortak görüş oldu.
Bu doğrultuda uygulanan RACI Analizi ile belediyeler, ilgili kamu kurumları, okullar, spor kulüpleri, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler arasındaki rol ve sorumluluk dağılımı netleştirildi. Böylece çok paydaşlı bir yönetişim modelinin temelleri atıldı.
Geniş Katılımlı Bir Paydaş Ağı
Toplam 42 paydaşın katıldığı çalıştayda; akademiden Özyeğin Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi temsilcileri; yerel yönetimlerden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor İstanbul, Çekmeköy Belediyesi ve Eyüpsultan Belediyesi; kamu kurumlarından Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ile okul yöneticileri ve öğretmenler yer aldı.
Sivil toplum ve saha uygulayıcıları arasında ise Sulukule Gönüllüleri Derneği, KEÇİ Derneği, Defnespor ve Nurtepe Spor Kulübü gibi farklı aktörler bulundu.
“Spor Bir Hak ve Güçlenme Alanı”
Özyeğin Üniversitesi Spor Merkezi Ekip Yöneticisi Güneş Viter, sporun dezavantajlı mahallelerde yaşayan çocuklar için yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda korunma, eşitlik ve güçlenme mekanizması olduğunu vurguladı.
Viter, spor politikalarının yalnızca tesis yatırımlarına değil; erişim eşiklerini azaltmaya ve sürekliliği sağlamaya odaklanması gerektiğini belirterek, donanım, beslenme ve ulaşım desteklerinin hak temelli sosyal politika araçları olarak yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
