Türkiye Çelik Sektörünün Geleceği Karbonsuzlaşma Hızına Bağlı

Dünyada ve Türkiye’de demir-çelik sektörü, 2030 karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşılırken kritik bir dönemece girdi. Paris Anlaşması iklim hedeflerine oranla beklenenden daha yavaş seyreden karbonsuzlaşma süreci, fosil yakıta dayalı yatırımların yüksekliği nedeniyle küresel ve ulusal iklim hedeflerini riske atıyor.

Global Energy Monitor’ün (GEM) 91 ülkedeki 1.293 demir-çelik tesisini incelediği rapora göre; küresel CO₂ emisyonlarının yüzde 11’inden, Türkiye’deki toplam emisyonların ise yüzde 10’undan çelik sektörü sorumlu.

Öne Çıkan Temel Göstergeler

  • Kömür Bağımlılığı: Küresel çelik sektöründeki sera gazı emisyonlarının yüzde 88’i kömür bazlı çelik üretiminden kaynaklanıyor.

  • Türkiye’nin Emisyon Tablosu: Türkiye’de ham çelik üreten 40’ın üzerinde tesisten yılda yaklaşık 40 milyon ton sera gazı salınıyor.

  • Entegre Tesislerin Etkisi: Türkiye’de demir cevherinden üretim yapan sadece 3 adet entegre tesis, sektördeki toplam salımların yüzde 65’inden sorumlu.

  • Azaltım Potansiyeli: Enerji verimliliği yatırımları, kapasite yönetimi ve daha nitelikli çelik ürünlerinin üretimine geçiş ile emisyon payı hızla düşürülebilir.

Yatırımlar Düşük Karbonlu Teknolojiye Yönelmeli

İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Dursun Baş, mevcut karbon yoğun yatırımların devam etmesi durumunda çelik sektörünün hem küresel hem de ulusal iklim hedeflerine ulaşmasının pek mümkün görünmediğini vurguluyor.

2025 itibarıyla 2 milyar tonluk küresel ham çelik üretiminin yarısından fazlasını tek başına Çin üstleniyor. ABD ve Türkiye hurdaya dayalı elektrik ark ocağı (EAF) teknolojisi ile öne çıkarken, diğer büyük üreticilerde kömüre dayalı üretim (BF-BOF) hakimiyetini koruyor. Almanya, Japonya, Güney Kore ve Çin’de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Mevcut En İyi Teknikler (MET) mevzuatları hayata geçirilmişken; Türkiye, özellikle entegre tesislerde geciken dönüşüm ve karbonsuzlaşma finansmanı düzenlemelerinde geride kalıyor.

Türkiye’deki Tesislerin Emisyon Azaltım Potansiyeli ve Riskler

Türkiye’de üretimin yüzde 70’ten fazlası sera gazları açısından nispeten daha ‘temiz’ sayılan hurdaya dayalı elektrik ark ocaklı tesislerde (EAF) yapılıyor. Ancak Dursun Baş, bu tesislerin yenilenebilir enerji yatırımları artış gösterse de kullandıkları elektriğin hâlâ büyük ölçüde ithal kömüre dayandığını belirtiyor.

Sektörün Karşı Karşıya Olduğu Temel Riskler:

  • Kapasite Fazlası ve Denetimsizlik: Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu onayı alan her yatırımcı, kapasite fazlası olan ürün gruplarında bile yeni üretime girebiliyor veya kapasitesini genişletebiliyor.

  • Mevzuat Eksikliği: Sektörün sera gazlarını sınırlayan bağlayıcı bir mevzuat olmadığı için, üretimdeki artış kirlilik faturasını kabartmaya devam ediyor.

  • Emisyon Zirvesinin Yükselmesi: Verimlilik ve enerji dönüşümü yatırımları hayata geçirilse bile, üretim kapasitesindeki kontrolsüz büyüme toplam emisyonu artırıyor.

Kısa Vadeli Çözüm: Üretim kapasitesi planlaması yapılması ve elektrik ark ocaklarında yenilenebilir enerji kullanımının zorunlu hale getirilmesi, kısa vadeli emisyon azaltımı için en erişilebilir yoldur.

Çözüm Önerisi: Bağlayıcı Ulusal Plan Şart

İstanbul Politikalar Merkezi tarafından yayınlanan “Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması Politika ve Aktör Analizi” raporuna göre, çelik sektörünün karbonsuzlaşması için acilen atılması gereken adımlar şunlardır:

  1. Sektörel Bağlayıcı Hedefler: 2053’e ertelenmiş soyut vaatler yerine, 2030-2035 yılları için net ve bağlayıcı sektörel hedefler konmalıdır.

  2. Şeffaf Denetim Sistemi: Sera gazı ve endüstriyel kirleticiler için kamuya açık bir izin-bilgi-denetim sistemi kurulmalıdır.

  3. Stratejik Üretim Planlaması: Çelik sektörü özelinde, çevresel maliyetleri ve halk sağlığını gözeten bir üretim planlaması hayata geçirilmelidir.

Editöre Not: Türkiye’de Çelik Üretiminin Yapısı

  • Kapasite: Türkiye’nin işletmedeki ham çelik üretim kapasitesi 60 milyon tonun üzerindedir. Bunun 1/4’i kömüre dayalı entegre tesislerde, geri kalanı ise elektrik ark ocaklarındadır.

  • Üretim Verisi: 2025 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi 38 milyon ton olarak kaydedilmiştir (Zirve noktası 2021’de 40 Mt olarak gerçekleşmiştir).

  • Hurda İthalatı Bağımlılığı: Türkiye’deki çelik üretim filosunun büyük bölümünün hurdaya dayalı olması, Türkiye’yi dünyanın en büyük hurda çelik ithalatçısı konumuna getirmektedir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Haberler