19 Kasım Dünya Tuvalet Günü: Görünmeyeni Görünür Kılmak

Yazı: Hamit Levent Evci[1]

Biraz da Kamusal Tuvaletlerin Bir Hak Alanı Olduğunu Konuşmaya Ne Dersiniz?

19 Kasım Dünya Tuvalet Günü: Görünmeyeni Görünür Kılmak[2]

Hiç düşündünüz mü? Neden tuvaletler üzerine konuşmayı çok tercih etmeyiz? Belki utanırız, belki inanışlarımızdan dolayı konuşmak yasaktır, belki de sadece iğrenç bir şeydir tuvaletler üzerine konuşulması bizim için. Kamusal tuvaletler, gündelik yaşamımızın en temel ve vazgeçilmez ihtiyaçlar arasındadır; ancak birilerimiz için erişilebilir, uygun, güvenli veya hijyenik olmadığı için bir sorundur. Tuvaletlerin bugünkü durumu, dünyanın şu anki durumunun bir mikro okuması. Zizek “tuvalet paradoksu” konuşmasında “…İdeoloji, tam olarak onu nerede bulacağını düşünmediğin bir eserin üzerindedir. Binalarda veya binalardan daha büyük yapıların içinde hatta ve hatta ev aletlerine benzer şeylerin üzerinde olmasıdır. Yalnızca sade ve pratik olduğunu düşündüğün eşyaların üzerindedir, ideoloji. Hatta en basit, gündelik eşyalar, sadece nesne olarak kullanılan değil; aynı zamanda üzerine düşünülebilen eşyalar olabilir.”[3] der.

Bugün 19 Kasım, Dünya Tuvalet Günü![4] Burada bazılarımızın yüzünde bir tebessüm belirebiliyor veya doğrudan gülebiliyor: “tuvaletin de günü mü olurmuş ya.” Ama var ve olmalı. Hatta bütün “özel günlerde” bahsettiğimiz gibi, sadece o gün değil, her gün konuşulan temel konulardan biri olmalı! Çünkü, üzerine konuşmayı birçok sebepten tercih etmesek de Kamusal Tuvaletler bir hak alanı! Tuvaletinizi yapmak için erişilebilir, güvenli, hijyenik bir tuvaletin olmadığını düşünsenize! Nasıl hissederdiniz? Peki bu hissi dünyada en az 3.6 milyar insanın[5] yaşadığını söylesem ne derdiniz? Evet yanlış duymadınız, şu an dünyada yaklaşık olarak 8 milyar insan yaşıyor ve neredeyse yarısı için tuvalete erişimin kendisi dahi bir sorun. Bir de bunun yanına tuvaletlere erişimi olsa da tuvaletlerin mevcut halinin ihtiyaçlarını karşılamadığı grupları eklediğimizde, bu sayı oldukça artıyor. Kim mi bu gruplar? Kadınlar, çocuklar, engelliler, ikili cinsiyet rejiminin dışında kalanlar, mevsimlik tarım alanında çalışanlar, bir hastalıkla yaşayanlar, mülteci kampları gibi alanlarda kalanlar… Dolayısıyla kamusal tuvaletler aynı zamanda daha iyi bir yaşam mücadelesinde mutlaka ele alınması gereken konulardan bir tanesi ve bir mücadele alanı.

Kamusal Tuvaletler Bir Toplumsal Cinsiyet Meselesidir

Fotoğraf: DNA India

Kamusal tuvaletler genellikle ikili cinsiyet rejimine göre düzenleniyor. Kendisini kadın veya erkek olarak tanımlamayanlar için daha en baştan “Burası sana göre değil.” mesajı veriyor. Başta transgenderlar olmak üzere cinsiyet kimliğini ikili cinsiyet rejiminin dışında tanımlayan herkes, kamusal tuvaletlerde farklı şiddet biçimlerine maruz kalıyor. En başta tabelaların kendisinin bir sembolik şiddet olduğunun altını çizmek de mühim. Kamusal Tuvaletlerdeki şiddet, sadece cinsiyet kimliğini ikili cinsiyet rejimine göre düzenlememekle de ilgili değil. Cinsiyet dışavurumu, yani dışarıdan nasıl göründüğümüz de bu şiddetin sebeplerinden biri olabiliyor. “Yeterince kadın” veya “yeterince erkek” görünmüyorsan, kamusal tuvaletlerde ilgili cinsiyet için ayrılmış yerin devamlılığına da katkı sağlamıyorsun ve bu sebeple de “Buraya çok da ait değilsin.” Bu şiddeti azaltmak için dünyanın birçok yerinde cinsiyetsiz tuvaletlerle ilgili olarak kampanyalar düzenleniyor. Türkiye’de de bu mücadeleye daha çok üniversite kampüslerinde karşılaşıyoruz.[6] Cinsiyetsiz tuvaletlere birçok nedenle karşı çıkanlar da var. Burada altını çizmek gereken noktalardan biri, cinsiyetsiz tuvalet talepleri her coğrafyada her yer için birden ve tamamen bütün tuvaletlerin cinsiyetsiz hale getirilmesini değil; cinsiyetsiz tuvaletlerin de olması.

İkili cinsiyete göre düzenlendiğinde sorunlar bitiyor mu? Tabii ki hayır. Bu noktada ele almamız gereken bir diğer nokta, kamusal alanın “adaletli” paylaşımı ekseninde olmalı. Acaba kadınlar ve erkekler kamusal tuvaletlere erişimde aynı sorunlarla mı karşılaşıyorlar? Kadınlara ve erkeklere eşit sayıda tuvalet koymak ihtiyaçların adil bir şekilde karşılanmasını sağlıyor mu? Cevap, hayır! Hem fizyolojik hem de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı birçok sebeple kadınların tuvaletlerde daha fazla vakit geçirme ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu sebeple de kadınlar tuvaleti önünde uzun kuyruklar görürken erkekler tuvaleti önünde bu kuyrukları görmüyor olabiliriz. (Bir diğer yandan pisuarların varlığını ve bu eksende ortaya çıkan tartışmaları bu parantezde belirtelim ama bunu başka bir yazıya bırakalım.) Kamusal Tuvaletlere kadınların ve erkeklerin adil bir şekilde ulaşımı için kullanılan bir tabir var: Tuvalet Paritesi. Tuvalet paritesi (toilet parity; daha yaygın kullanımla “potty parity” yani lazımlık paritesi) kamusal tuvaletlerin “eşitlik” üzerinden değil “gereklilik” üzerinden “adaletli” bir şekilde kurgulanması için ortaya çıkan savunuculuk çalışmalarını ve var olan politika düzeyindeki düzenlemeleri ifade eden bir terim olarak kullanılıyor.[7] Örneğin, Amerikan Tuvalet Derneği her bir erkek tuvaletine karşı iki kadın tuvaleti olması gerekliliğini anlatıyor ve bunun savunuculuğunu yapıyor. Bir diğer önerileri ise, cinsiyetsiz tuvaletlerin bu eşitsizliği çözmek için bir çözüm olabileceği yönünde. Bu çabalar iyi örneklerin ortaya çıkmasını da sağlıyor: Örneğin, 2005 yılında New York Belediye Meclisi tüm kamu binalarında her bir erkek tuvaletine karşı iki kadın tuvaletini zorunlu kılan yasayı çıkardı. Türkiye kanunlarında ise, tuvalet paritesi 1:1 şeklinde! Yani yarısı kadınlar, yarısı erkekler için…[8]

Fotoğraf: Chuck Savage/Getty Images

Toplumsal Cinsiyet bağlamında ele alınması gereken bir diğer konu ise, hijyen konusu. Tuvaletler konusu açıldığında “Erkekler tuvaleti mi daha temiz, kadınlar tuvaleti mi daha temiz” ekseninde birçok yorum, soru, tartışma vs. ile karşılaşılıyor. Ancak öncelikle şunu belirtmek gerekiyor: birçok eşitsizlik söz konusu iken, bu tartışmanın kendisini hangi değişkenlerle ele alıyoruz. Bu sebeple, nerenin daha temiz olduğu tartışması o tuvaletlerin kim tarafından ve ne şekilde temizlendiği ile de ilişkili bir konu. Ve özellikle kadınlar için tuvaletlerdeki hijyen sağlık bakımından bu kadar kritikken, hijyenik olmayan tuvaletlerde daha hijyenik deneyimler için ortaya konan binlerce çabanın sadece bireylerin kendi sorumlulukları olmadığının da altını çizmek gerekir. 

Kamusal Tuvaletler Bir Çocuk Hakları Meselesidir

Bu yazının odağında yer almayacak olsa da tuvalet eğitimi, çocuk gelişiminin önemli bir parçası. Bu konuda oldukça fazla çalışmaya ve bu konuda çalışan birçok profesyonele de rastlamak mümkün. Tuvalet Eğitimi ile ilgili söylenebilecek en önemli şeylerden biri, bu yaşam becerisinin çocukların bütün yaşam boyunca iyi olma halleriyle ve birçok alandaki katılımlarıyla önemli bir ilişkisinin olduğudur.

Fotoğraf: UNICEF

Peki tuvalet eğitimi bu kadar önemli bir konu iken, çocuklar “özel alandan” çıkmaya başladıklarında başlarına neler geliyor? Tuvaletlere erişebiliyorlar mı veya tuvaletlerde neler yaşıyorlar? Öncelikle bahsetmek gerekir ki, dünyada tuvaletlere erişemeyen birçok çocuk var. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 verilerine göre her gün beş yaşından küçük 800’den fazla çocuk, güvenli olmayan su, sanitasyon ve yetersiz hijyen nedeniyle ishalden ölüyor.[9] Bir başka örnek ise, bazı ülkelerde çocukların okulu terk etmesini önlemek için yatırımların, okullarda güvenli tuvaletler oluşturulması adına kullanılması sıkça ortaya çıkan tartışmalardan ve taleplerden biri. Dünyanın birçok yerinde halen açık alanda dışkılamak zorunda kalan kız çocukları (ve de kadınlar) cinsel taciz ve saldırı riskiyle de karşı karşıya. Bu konunun oldukça acil olduğunun göstergelerinden biri de, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının altıncısı: Temiz Su ve Sanitasyon. Bu amacın altındaki 6.2. hedefi “2030’a kadar herkesin yeterli temizlik ve sıhhi koşullara eşit biçimde erişiminin sağlanması ve kadınların, kız çocuklarının ve kırılgan durumda olan kişilerin ihtiyaçlarına özel önem göstererek kamuya açık alanlarda dışkılamanın sona erdirilmesi” olarak tanımlanıyor. Ancak izleme raporlarına göre bu hedefin oldukça gerisinde kalındığı söylenebilir.

Kamusal Tuvaletler de bir yaşam alanı. Dolayısıyla toplumsal katılımın artması için, kamusal alanda dilediğimiz zaman ve herhangi bir destek almaksızın tuvalet ihtiyacımızı gideriyor olmamız gerekiyor. Bütün dünya düzeninin yetişkinler, erkekler, heteroseksüeller, herhangi bir engeli olmayanlar, sağlıklı olanlar, baskın olan dine mensup ve politik görüşte olanlar gibi güç sahiplerinin ihtiyaçları doğrultusunda düzenlendiğini düşündüğümüzde, çocukların yetişkinler için kurgulanan dünyada kendilerini gerçekleştirebilmeleri ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı bir soru ve çocuk hakları alanı tam da bu soruyu soruyor. Çocukların bu düzende her türlü şiddet, istismar ve ihmalden korunmaları da gerekiyor ve kamusal tuvaletler de bu düzenin önemli bir parçası. Çocuklara uygun olarak tasarlanmış kamusal tuvaletler, ne yazık ki yok denecek kadar az.

Çocuk Hakları alanında çalışanların daha dün gibi hatırladıkları bir çocuk hakları ihlali vardır: Efe Boz Davası. Bir ilkokulda, lavabonun üzerine düşmesinden kaynaklı olarak yaşam hakkı ihlal edilen 7 yaşındaki bir çocuktu Efe Boz. Temel haklarından biri olan tuvalete erişim noktasında, güvenlik önlemleri alınmadığı için hayatını kaybetti. Ayrıca, çocukların okullarda akran şiddetine maruz kaldıkları yerlerin başında geliyor kamusal tuvaletler. Bir de tabii ki, birçoğumuzun çocukluğundan kalma “altına yapma” hikayelerimiz var. Altına yapma hallerinin (tuvalet eğitimi sonrası) acaba duygusal ve/veya kültürel güvenlik ihlalleri ile ilgisi olabilir mi? Hazır 20 Kasım Çocuk Hakları gününün arifesindeyken çocuk hakları bağlamında tuvalet konusunu daha çok konuşmamız gerektiğinin altını çizmek de oldukça önemli.

Kamusal Tuvaletler toplumsal cinsiyet meselesi ve çocuk hakları olmasının yanı sıra bir engelli hakları meselesi, sağlık hakkı meselesi, sınıf tabanlı ayrımcılık meselesi, bir kent hakkı meselesi, bir derin yoksulluk meselesi, bir yaşlı hakkı meselesi, bir mülteci hakları veya göçebe toplumlar meselesi, kapalı kurumlardaki tuvaletler (cezaevleri, yaşlı bakım evleri, akıl ve ruh sağlığı hastaneleri, kışlalar vd.) başlı başına bir mesele… Bu yazıda her konuyu tartışmaya açamamış olsak da bu alanlar üzerine düşünmek ve söz söylemek de bir o kadar kıymetli. Dilerim ki, daha çok bu konuyu tartışabilelim ve bu alandaki “görünmez” hak ihlallerini başta “görünür” hale getirelim, sonrasında da ortadan kaldırabilelim.

Son not olarak, dünyada kamusal tuvaletlerin herkes için erişilebilir, güvenli ve hijyenik olabilmesi için birçok kampanya düzenleniyor. Bu kampanyaların bir kısmına Tuvalet Sosyolojisi Instagram hesabından ulaşılabiliyor.

Bu yazıyı, dünyada çok az sayıda tuvalet çalışması yapan bilim insanlarından biri olan Harvey Molotch’un “Tuvaletten Öğrenmek” isimli yazısından bir alıntı ile bitirmek isterim: “Açıkça söylemek gerekirse, işemek politiktir, sıçmak ve yıkanmak da öyle.”


[1] İnsan Hakları Uzmanı. 2022 yılında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yüksek Lisans Programını “Eril Tahakkümün Yeniden İnşasında Kamusal Tuvaletler” teziyle tamamladı. Teze Ulusal Tez Merkezi’nden ulaşılabiliyor. Bununla birlikte tez daha görünür olsun diye de Ağustos 2022’den beri Instagram’da @tuvaletsosyolojisi hesabıyla paylaşımlar yapıyor ve “Bir Hak Alanı Olarak Kamusal Tuvaletler” adıyla atölye çalışmaları gerçekleştiriyor.

[2] Dünya Tuvalet Günü 2022 Kampanya Sloganı, https://www.worldtoiletday.info/

[3] Zizek’in Tuvalet Paradoksu konuşması: https://www.youtube.com/watch?v=gyuWMX5JDjM&t=4s

[4] 2013 yılından bugüne kadar Birleşmiş Milletler tarafından organize edilmektedir. Detaylı bilgi için: https://www.worldtoiletday.info/

[5] 2021 Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF verilerine göre, dünyada 3.6 milyon insan güvenli bir tuvalete erişimi olmadan yaşıyor.

[6] Son yıllarda Türkiye üniversitelerinde cinsiyetsiz tuvalet mücadelesi paylaşımı için: https://www.instagram.com/p/CjhsUMwAn06/

[7] Amerikan Tuvalet Derneği, https://americanrestroom.org/potty-parity/

[8] Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, Madde 48, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=23722&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

[9] Dünya Sağlık Örgütü, https://www.who.int/publications/i/item/9789241516891

Sürdürülebilirliğimizi sağlamak için bize buradan kahve ısmarlayarak destek olabilirsiniz!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Haberler